YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
06 Mart 2017 tarihinde eklendi

Unutulan Bestekar ve Halkçı Bir Türk Kadını: Hamiyet Hulusi Hanım

“Türk Hanımlarını Esirgeme Derneği” Balkan muhacirlerine yardım etmek için kendisi gibi gayretli arkadaşlar buldu. Pek faal ve müteşebbis bir feminist olan Nezihe Muhiddin Hanım, asıl gayesi memleketin iktisadi kalkınmasına kendi istediği gibi hız vermekten ibaret olduğu halde, Hamiyet Hulusi Hanım’ın girişimine bütün benliğiyle yardım etti. Sitare Ahmet Ağaoğlu, Naciye Hurşit, Saniye Muhtar, Sabiha Süleyman, Matlûbe Ömer Hanımların iştirakiyle 1912 senesinde bir cemiyet kurdular. Adını “Türk Hanımlarını Esirgeme Derneği” koydular. Hamiyet Hulusi Hanım başkanlığa seçildi. Mekân bulmak büyük bir sorundu. Önce Aksaray’da Vakırlar İdaresi’nden küçük bir ev temin ettiler. Sonra Divanyolu’nda bir daire kiraladılar. Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti İkinci Başkanı Dr. Besim Ömer Paşa’nın daveti üzerine, 1912 yılı 27 Mart günü, evinde toplanan hanımlar, Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkezi kurulduğunda Hamiyet Hulusi Hanım bu heyette yer aldı. Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkezi Başkanlığı’nı, Mahmut Muhtar Paşa’nın eşi Prenses Nimet Hanım üstlendi. Hilâl-i Ahmer Hanımlar Merkezi tarafından da bir sanat evi kuruldu. Birbirini takip eden Balkan ve Çanakkale Savaşları’nda sefil ve aç olarak sokakta kalan çocuklardan bir kısmı ve bilhassa şehitlerin dul ve yetimleri, bu iki şefkat kurumunda dikiş, biçki ve eski Türk sanatlarını öğrendiler. Tezgâhlar kuruldu, bezler dokundu ve satıldı. Genç kızlar nakış işlemeyi öğrendiler. El işlerinin satışından muhacirlere de yardımlar yapıldı. Bu suretle birçok felâketzede hayatlarını kazanabildi.Türk Hanımlarını Esirgeme Derneği’nin özelliği, millî sanatları muhafaza ve ihya etmek oldu. Hamiyet Hulusi Hanım, Türk Ocağı, Türk Kadın Birliği ve Millî Tasarruf Cemiyetleri’nde de üyelik yaptı. O, muhtaçlara yardımdan hiç bir zaman geri kalmadı. Kimsesiz bazı fakir çocukları okullara yazdırmak ve bunların işlerini temin etmek için lâzım gelen makamlara müracaat eder, uğraşır ve muvaffak olurdu.Evlendikten sonra ikamet ettiği ev, İstanbul’un büyük yangınlarından birinde tutuştu, eşyasını zor kurtarabildi ve babasından kalan büyük konağa geri döndü. Kocası, kızı ölmüşlerdi. Annesi ve oğlu ile birlikte konağın bir dairesine yerleşti. Kendi de harem binasında bir daireye yerleştikten sonra boş kalan bir, iki odada bazı fakirleri barındırdı.Dr. Besim Ömer Paşa, Hamiyet Hulusi Hanım ile çalışmalarını şöyle anlatır:Yalnız âza yazılıp aidat vermekle iktifa etmeyerek diğer bazı hanımlar ile birlikte geceli gündüzlü çalıştılar. Himaye-i Etfal Cemiyeti’nde de kendisiyle beraber çalıştım. Bu cemiyetlerde Hamiyet Hanım’ın yalnız hamiyetinden değil, aynı zamanda fikrinden, muhakemesinden ve bu gibi cemiyetler için elzem olan tertibat ve teşkilâttaki muvaffakiyetinden de istifade olundu. Esirgeme Derneği doğrudan doğruya kendi eseridir. Bu şefkat yuvasında beslenen, çalışan, öğrenen, terbiye edilen dullar, kimsesizler ve yavrular pek çoktur. Oraya devam edenler okutturulur, terbiye edilir, nakış ve sanat öğretilirdi. Bu hayır cemiyeti gerçekten şahadetname bile verebilen hayırlı bir ilim ve sanat müessesesi haline gelmişti. Hamiyet Hulusi Hanım, onsekiz yıl Türk Hanımlarını Esirgeme Derneği’ni idare etti. Aşırı yorgunluk sonucunda tansiyonunun yükselmesi sonucu hastalandı. Doktorlar, çeşitli kereler ona hayatının tehlikede olduğunu söylediler ve dernek işlerinden bir müddet uzaklaşmasını tavsiye ettiler. Fakat o görevini bırakmadı. Yetiştirdiği çocukların bakımsız kalmasından korkuyordu. 1926’da New York Kadın Birliği tarafından Türk Kadın Birliği’ne Türkiye’nin en faziletli annesi sorulmuş, yapılan seçimde Hamiyet Hanım’a bu unvan verildi. Hamiyet Hulusi Hanım, 1930 yılı Ramazan ayında bir akşamüzeri, lisedeki dersinden evine dönüyordu. Konakta himaye ettiği fakir bir aileye erzak taşırken fenalaştı, iki gün sonra vefat etti. Seniha Sami Moralı hatıralarında Hamiyet Hulusi Hanımı; Kocası öldükten sonra Hamiyet Hanım, 1914’te Maarif Nezareti’ne istida vererek kız mekteplerinde  -en sonra Erenköy Kız Lisesi’nde- piyano muallimliğine tayin edildi. Musikiyi çok severdi. Hocalarının fotoğraflan, salonunda piyanosunun üstünde dururdu. Hamiyet Hanım çok dindar ve vatanperverdi. En bariz vasfı, muhtaçlara yardım etmekti. Henüz mektep talebesiyken fakir arkadaşlarına elinden geldiği kadar yardım ederdi. Kendi gündeliğinden ve yemeğinden onlara bir pay verirdi” diye anlatmaktadır. Hamiyet Hulusi Hanım’ın yaptığı besteler günümüzde de sevilen eserler arasındadır. Bugün hala “Uşak Türküsü”, “Seni Gördüm Göreli”, “Malatya Türküsü” ve “Yakıştı Endamın” adlı eserleri taş plaklardan günümüz teknolojisine aktarılarak çalınmaktadır. Hamiyet Hanım öldükten sonra Ziya Paşa’nın eşi Ulviye Hanım, Hüseyin Paşa’nın kızı Kerime Hanım, Râna Sâni, Naciye Naim, Şükûfe Nihal Hanımlar gibi şefkatli hanımların bütün gayretine rağmen, derneğin hayatını idame etmek, dünyayı kavuran ekonomik krizden dolayı pek güçleşti. Kerime Hanım’ın Süleymaniye’deki konağında tahsis ettiği bir dairede bir müddet barınıldı. Ve bir süre sonra dernek kapatıldı. Dünya Kadınlar gününde Hamiyet Hulusi Hanımın şahsında ebediyete intikal etmiş ve unutulmuş tüm Türk hanımlarını rahmet ve şükranla anıyoruz.

584 kez okundu
site ekle