YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
31 Ekim 2015 tarihinde eklendi

Türkiye'de Sanat Enstitülerinin Kuruluşu ve Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü'nün Açılışı

19’ncu yüzyılın başlarında Avrupa’da tekniğin sanatlara uygulanmaya başlamasıyla birlikte sanayi devrimi bütün dünyanın ekonomik ve sosyal hayatını değiştirerek, ulusal ekonomileri adeta tek Pazar haline getirme yolunda büyük adımlarla ilerlemeye başladı. Bu devrimin kapitülasyonlar yüzünden Osmanlı İmparatorluğu için yıkıcı ve istilacı olan etkileri ülkenin ekonomik hayatı üstüne bütün ağırlığı ile çökünce, yarı bağımsız bir Pazar durumuna geldi.

Bir sömürgede olduğu gibi ülkenin asıl sahiplerinden üstün ve geniş ayrıcalıklara sahip yabancıların bütün ekonomik girişimleri ele geçirebildiği bir ülke ve başında yabancı müdahalelerle daima küçük düşerek, mistiklik ve acz içinde boyun eğerek katlanan her yabancı ve zararlı dileği yerine getiren bir idare… İşte Meşrutiyetten önce Osmanlı İmparatorluğu’nun perişan hali buydu.

Bu koşullar içinde olan bir ülkenin çok karışık, çetin mücadele ve tehlikeler mal olabilecek kalkınmasını tasarlayarak harekete geçmek, elbette “büyük adam” vasfını taşıyanların harcı olabilirdi. Bu kişi o sırada Mithat Paşa’ydı.

Mithat Paşa, 1876 İnkılâbının lideri, uğrunda hayatını bile feda ettiği, ilk Meşrutiyetin kahramanı ve bununla birlikte sanat okullarının da ilk kurucusuydu. Ferdi, henüz ortaçağ lonca teşkilatının geleneğinden kurtulamamış olan bir ülkede sanat işlerinin bir metot, eğitim ve öğretim sorunu olarak ele almak ve bunu gerçekleştirmeye çalışmak, Mithat Paşa’nın o döneme göre ne kadar ileri ve aydın bir zihniyet taşıdığını göstermektedir.   

Bütün bu zorluklar karşısında ilk sanat okulunu 1863 yılı, valisi bulunduğu Niş’te doğrudan doğruya kişisel teşebbüsleri ile “Islahhane” adı altında kurmuştur. Devlet idaresinde ve ülkeyi kalkındırmak gibi çetin bir davada, ekonomik görüş ve anlayışın ilk koşul olduğunu bilen ve bulunduğu her vilayette bir sanat okulu kurmayı yapılacak işlerin en başında geçirmiştir.

Böylece açtığı Sanat Okullarının, kimsesiz çocuklara sığınak olacak birer “öksüz yurdu” gibi düşünmemiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun müzmin hale gelen ekonomik dertlerinin çareleri olduğuna inanmıştır. Bunun içindir ki, bu okulları Avrupa’daki benzerleri gibi bir düzen içinde programla çalışan birer eğitim ve öğretim kurumları, hatta bu özellikleriyle birlikte Tuna vilayetindeki Osmanlı Ordusu’nun ihtiyaçları ile bayındırlık işlerine yardım edecek birer üretim kurumu olması için Avrupa’dan makineler ve uzmanlar getirerek teşkilatlandırmıştır.  

Niş, Sofya ve Rusçuk’taki Sanat Okullarının kuruluş tarihlerinin birbiri arkasına takip etmesi, bu değerli devlet adamının, Sanat Okulu kurmakta ülkeye nasıl önayak olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda sanayi ürünlerini korumak için 1862 yılında İstanbul’da “Umumi Osmanlı Sergisi”  ile 1863 yılında “Sanayi Islah Etme Komisyonu” kurulmuştur. Sanayi Devrimi sonrasında ülkeyi istila eden yabancı malların önüne geçmenin “yarım tedbirlerle” olamayacağını anlayan Mithat Paşa, “Islah-ı Sanayi Mektebi” açılmasına karar veriyordu. Bu okulun açılması işi, bu konunun üzerinde Niş, Sofya ve Rusçuk’taki başarıları bilinen zamanın Şura-yı Devlet Reisi Mithat Paşa’ya verilmekle beraber yönetimi de Şura-yı Devlet Reisliği’ne bağlanmıştır. Böylece İstanbul Sanat Okulu da (Erkek Sanat Enstitüsü) yine Mithat Paşa’nın eliyle 1863 yılında açıldı.

Bundan sonra 1872 yılı Bağdat’ta, 1873’te Selanik’te ve Şam’da valiyken yeni Sanat Okulları açmıştır. 1876’da Aydın Valisi iken açılmış olan İzmir’deki şimdiki adıyla -Mithat Paşa Erkek Sanat Enstitüsü’nü- Islahhane’yi teşkilatlandırarak Sanat Okulu haline getirmiştir.

Sanat Okullarının amacı yoksul çocukları yetiştirmek diğeri de ordunun sanatkâra olan ihtiyacını karşılamaktı. İlk açıldığı tarihten 1935 yılına kadar Sanat Okulları mali bakımdan İl Özel İdarelerine bağlıydı. Sanat Okulları Özel İdarelerin elinden bazen gelişmiş, becerikli sanatkârlar yetiştirmiş, bazen de ihmal edilerek körleşmiş ve verimsizleşmişti. 1935 yılında çok az sayıda olan Sanat Okulları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak Türkiye’de teknik öğretim davasında önemli bir aşama gerçekleştirildi. Teknik öğretime paralel olarak sürdürülen bir dava da fabrika kurmak, işletmek ve makine kurmaktı. Bu sırada devlet ve bazı özel şahıslar temel üretimleri gerçekleştiren fabrikaları kurmaya ve işletmeye başlamışlardı. Atatürk ve İnönü döneminde teknik öğretime verilen önemin diğer bir özelliği de demir, çelik, kumaş dokumaları, maden işleyen fabrikalarımızda Türk işçisinin kendisine güvenerek çalışmasını sağlamaktı. O nedenle o yıllarda tesviyecilik, demircilik, marangozluk ile başlayan teknik eğitim zaman içerisinde çeşitlendi ve gelişti. Sanat Okullarında teorik derslerle atölye uygulamaları aynı değerde tutuldu. Günde 8 saatlik çalışma zamanında 4 saati atölye 4 saati de teorik derslere ayrıldı.  Sanat Okulunu bitirenler için iş sahaları geniş olduğu gibi eğitimlerini bir üst seviyede devam etmek isteyenlere de olanaklar vardı. Bunlar mühendis, fen memuru ve sanat öğretmeni gibi gerekli okullara gönderilerek eğitimlerini ilerletiyorlardı. Pek çok Sanat Okulu mezunu fabrikalarda işçi, ressam ve değerli eleman olarak çalışma hayatına atılıyorlardı.

1945 yılı sonu itibariyle sayıları 60’a ulaşan bu teknik ve kültürel sanat abidelerinin temelini ilk atan büyük ve başarılı adam 1822 yılında İstanbul’da doğmuştu. Asıl ismi Ahmet Şefik’ti. Sonradan 1836 yılında çırak edildiği Divan-ı Hümayun Kalemi’nde amirleri tarafından “Mithat = övülmeye değer” mahlası verildi. Bütün hayatı boyunca her türlü irtica ile mertçe mücadele ederek, bugünün en önemli davası olan Teknik Öğretimin kurucusu, bu büyük adam, 25 Nisan 1884 günü üç yıl prangalı yattığı Taif zindanında II. Abdülhamit tarafından feci bir şekilde boğdurularak öldürüldü. Cumhuriyet nesli Mithat Paşa’yı istibdada karşı mücadele eden Türk tarihinin en asil kahramanları arasında görmüş ve hep öyle de hatırlamaktadır.   

Türkiye’de 1945 yılı sonu itibariyle sayıları 60’a ulaşan Sanat Okullarına yeni biri daha eklendi. Bu ilave 5 Ocak 1946 tarihinde açılan Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü’ydü.

Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü Halk Bahçesi bitişiğinde Belediye tarafından tahsis edilen binada başlandı. Milli Eğitim Bakanlığı gerekli düzenlemeleri gerçekleştirdi. Çanakkale’de Erkek Orta Sanat Enstitüsü’nün açılması konusunda en fazla alakayı dönemin Müstahkem Mevki Komutanı Korgeneral Baki Vandemir gösterdi.

Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü’nün 5 Ocak 1946 Cumartesi günü yapılan açılış törenine Çanakkale Valisi Burhanettin Teker, Belediye Başkanı Nazmi Dolunay, Müstahkem Mevki Komutanı Korgeneral Arif Hikmet Tanyeri ile Çanakkale halkı katıldı. Açılış töreninde Okul Müdürü Hilmi Şenler bir konuşma yaptı. Şenler konuşmasına şöyle başladı:

“Bugün Cumhuriyet Hükümeti’nin Türk teknisyen ordusuna hayırlı evlatlar yetiştirecek müesseseyi faaliyete geçirmiş bulunuyoruz. Biz öyle mamur bir yurt yapmak arzusu ile çalışıyoruz ki, vatanın her yerini medeniyetin nuruyla aydınlatarak onun asıl sahibi bekçisi olduğumuzu göstereceğiz. Ecdadımız nasıl ki bu yurda canlarını severek feda etmek sureti ile ödevlerini yapmışlarsa biz de dedelerimize layık evlat olabilmek için medeni milletler yanında yer alabilmeye canla başla milletçe kaynaşmış şuurlu Cumhuriyete, Milli Şefe ve büyüklerimize çözülmez bağlarla imanla bağlanmış olarak koşuyoruz, koşacağız.”

Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü Müdürü Hilmi Şenler konuşmasının bundan sonraki bölümünde Türkiye’de teknik eğitimin gelişmesinden söz etti ve 1945-1946 eğitim öğretim yılında toplam 20 okul açarak bu Sanat Okulu sayısının 60’a ulaştığını söyledi.

Okul Müdürünün konuşmasından sonra Çanakkale Valisi Burhanettin Teker bir konuşma yaparak Sanat Okulları konusunda Atatürk ve İnönü’nün büyük gayretler gösterdiğine vurgu yaptı. Gelecek yıl da Gelibolu’da bir Sanat Okulu’nun açılacağını söyledi.

Bu konuşmadan sonra Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü’nün açılış kurdelesi kesildi. Misafirlere okulun kapısı açıldı. Holde bekleyen öğrenciler ve bando istiklal Marşı’nı söylediler. Marş biter bitmez öğrenciler düzenli şekilde atölyelerine dağıldılar ve eğitimlerine başladılar.

Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü’nde açıldığı yıl tesviye, demircilik ve marangozluk olmak üzere üç bölüm faaliyete geçti. Okulun öğrenci sayısı 116’dır. Bu öğrencilerden 66’sı sosyal kuruluşların özellikle yardımseverlerin yaptıkları bağışlarla ihtiyaçları giderilen ve okulda yatılı olarak kalan fakir öğrencilerdi.

2015-2016 Eğitim-Öğretim yılı Çanakkale’de teknik eğitimin başlamasını 70’nci yıldönümüdür. Ve bu eğitimin çekirdeğini de Çanakkale Erkek Orta Sanat Enstitüsü oluşturmaktadır. Bu okuldan ülkemize büyük katkılar sağlamış pek çok sanatkar, işçi, atölye şefi, öğretmen ve mühendis yetişmiştir. Onları bu vesile ile bir kez daha şükranla analım.

824 kez okundu
site ekle