YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
06 Temmuz 2017 tarihinde eklendi

Gelibolu Savaş Alanları Araştırmalarında Bir Bilim İnsanı: “Prof. Dr. Antonio Sagona”

Melbourne Üniversitesi’nin ana binasının hemen sol yanında küçük özel bir giriş yeri vardı. Oradan yürüyorum. Birkaç merdiven çıktıktan sonra karşıma Dr. Antonio Sagona yazılan ahşap, güzel işlemeli bir kapı çıktı. Tony güler yüzü ile ben daha kapısını vurmadan belirdi ve hoş geldiniz diyerek odasına davet etti. Odaya girdiğimizde bütün dost ve sevecenliği ile sarıldı ve ziyaret için buraya kadar yorulduğumuz için teşekkür etti. Tony’nin odası mütevazı bir odaydı. Ahşaptan küçük çekmeceli bir çalışma masası vardı. Üzerinde birkaç kitap ve okumakta olduğu makaleler duruyordu. Yerde bir Türk kilimi seriliydi. Hemen yan duvarda yünden yapılmış bir Türk çantası duvara asılmış ve içinde Anadolu’da kullanılan tahta malzemeler bulunuyordu. Daha sormadan o Anadolu’yu ve Türk insanını çok sevdiği için Anadolu’nun havasını her an içinde hissetmek üzere bu malzemeleri koyduğunu söyledi. Odanın her tarafında raflarda güzel şekilde ciltli kitaplar bulunuyordu. İstersek bakabileceğimizi söyledi ve pek çoğunun Eski Anadolu Uygarlıklarına ait yazılmış eserlerden oluştuğunu, geri kalanlarının da Anadolu, İran, Mısır ve Kafkaslara ait olduğunu söyledi. Ama hemen yanı başında ise Kültür Bakanlığı’nın düzenli şekilde her yıl yaptığı Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sonuçları Sempozyumlarının Sonuç Kitaplarının tüm ciltleri duruyordu. Bunların Anadolu’nun tarihi hakkında çok önemli bulgular içerdiğini ve bütün olarak değerlendirilip yorumlanmasının gerektiği üzerine konuştuk. Tony’nin odası Melbourne Üniversitesi kurulmadan önce 19.yüzyılda burada bir küçük kilise varmış ve orada görevli papazın evinin mutfağıymış. Üniversite kurulduğunda ona dâhil edilmiş ve o odada daha evvel hocası çalışmış, sonra da Tony. Tony, “Sizi bir yere götüreyim, bir sürprizim var dedi. Odadan çıktık, birkaç merdiven indikten sonra sağda yine indiğimiz kadar merdiven çıktık. Karşımızda küçük ama yine Anadolu tarzında döşenmiş havasında bir odaya geldik. Burası özel misafirler içinmiş. Hocalar özel konular konuşacaksa tabii özellikle de yöneticiler o zaman bu odaya gelir rahatlıkla konuşurlarmış. Burada sohbet ederken bir bayan geldi ve Türk kahvesini ne şekilde içeceğimizi sordu. Tony’nin sürprizi Avustralya’da Türk kahvesi ikramıydı. Gerçekten Türk kahvesi güzel ve usulüne uygun pişirilmişti. Biraz Gelibolu Savaş Alanları üzerindeki çalışmalar üzerine konuştuktan sonra tekrar odasına döndük. Tony, gülerek; size bir sürprizim daha var dedi ve buna çok mutlu olacağınızı düşünüyorum diye ilave etti. Tabii çok merak ettim. Masası üzerinde duran sarı bir zarfı açtı ve içinden bir dergi çıkardı. Dergi Amerikalıların dünyaca ünlü Archaeology Magazine dergisiydi. Bu derginin dünya 100 milyon abonesi vardı ve tüm dünyada yapılan arkeolojik çalışmalar ve bulgular konusunda makaleler ile haberler yayınlanıyordu. Archaeology Magazinedergisinin editörlerinden Samir Patel, 2011 yılında Tony ile temasa geçmiş ve Anzak (Arıburnu) Savaş Alanı Üzerine Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Ortak Tarihsel ve Arkeolojik Araştırması Projesi üzerine bir makale yayınlamak istediğini bu amaçla benimle temas etmek istediğini belirtmişti. Tony de mesajla bunun çalışmamız için çok önemli olacağını belirterek ne düşündüğümü sormuştu. Ben de kendisi ile aynı düşüncelere sahip olduğumu ve çalışmamızın dünyaca tanınması için büyük katkısı olacağını bildirmiştim. Sonra Samir Patel benimle temasa geçti ve bunlar için gerekli izinleri hem Dışişleri Bakanlığı hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan aldım. İki yıl, 2012 ve 2013 yıllarında,  Smithsonian Magazine dergisinin fotoğrafçısı ve muhabirleri de gelerek çalışmalarımızı yakından izlediler ve bizimle görüşmeler yaptılar. Smithsonian Magazine dergisinde çalışmamızla ilgili olarak 2012 yılında bir haber yayınlandı. Tony’nin sürprizi ise  “Archaeology Magazine dergisinin Nisan-Mayıs 2013 sayısıydı ve Samir Patel tam altı sayfa “Anzak (Arıburnu) Savaş Alanı Üzerine Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Ortak Tarihsel ve Arkeolojik Araştırması Projesine sayfalarında yer vermişti. Bu çok sevindirici bir haberdi ve gerçekten sürprizdi. Dergiyi hediye etti. O gün hem ben hem de arkadaşım  dergideki makaleyi bir solukta okuduk. Çok güzel bir makale yazmıştı, Samir Patel, tabiî ki en büyük katkı Tony’nindi.Tony, Türkiye’de pek çok bilim adamına elinden gelen yardımı yapmış ve hayatının son anına kadar da bunu devam ettirmişti. Tarihçi olmam nedeiyle arkeoloji dünyasını fazla bilmiyordum ama Bakanlar Kurulu kararı ile başkanlığı bana verilen Anzak (Arıburnu) Savaş Alanı Üzerine Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Ortak Tarihsel ve Arkeolojik Araştırması Projesinden dolayı her yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uluslararası seviyede düzenlenen sempozyumlara katıldım ve orada yaptığımız çalışmaları anlattım. Tony’i tanıyan hocaların hepsi ondan övgü ve saygı ile söz ettiklerine defalarca şahit oldum. Onun bilim adamlığı, sevecenliği, çalışkanlığı ve özellikle de yardımseverliği ile alçak gönüllülüğünü dile getiriyorlar ve onunla çalışma imkânı bulduğum için çok şanlı olduğumu belirtiyorlardı. Gerçekten Tony Sagona, onu tanıyanların saydıkları hasletlerin her birine kat kat sahipti. Hatta çok ilginç bir olay yaşamıştım. Tony, arkadaşım ve ben Melbourne yakınlarında bir okaliptüs ormanı vardı. Ağaçların boyları 100-150 metre uzunluğunda ve neredeyse gökyüzünü görmek imkânsızdı. Ormana başka hayvanlarla veya araçla girmek yasaktı. Tabiî ki piknik yapmak da yasaktı. Orada yürüyoruz. Birden papağanlar etrafımı sardı. Benim hayvan sevgimi çok iyi biliyordu, o da çok seviyordu hayvanları. Hemen cebinden bir avuç buğday çıkardı ve bana verdi. Senin için getirdimdedi. Papağanlar başıma elime konarak birlikte güzel bir vakit geçirdik. Bu büyük bir incelikti. Bir süre sonra derin sessizliğin hüküm sürdüğü ormanda Tony bir ses duydu. Bir süre dinledikten sonra değişik bir kuş sesi çıkarmaya başladı. Bir süre kendinden geçti ve o kuş sesini çıkarmaya devam etti. Sonra bize dönerek “bu kukubara kuşu, Avustralya’nın milli simgesidedi. Bunun sesini duymaktan çok mutlu olduğunu ve nadir bu sesin duyulduğunu söyledi. Tony işte böyle bir insandı. Yazılacak, söylenecek çok şey var hakkında ama yaşamı boyunca gönlü ve kalbi iyilikle atan Tony artık aramızda değil. Bu kubbede hoş bir sada bırakmış olan Tony, öbür âleme göçtü. Ailesi Cuma günü yapılacak dini tören için çelenk gönderilmemesi bunun yerine "Peter MacCallum Kanser Araştırmaları Vakfı" na bağış yapılmasını istedi. Eminim ki Tony bunu istemiştir. Tony, işte böyle bir insandı. 

1035 kez okundu
site ekle