YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
29 Nisan 2017 tarihinde eklendi

Çanakkale’ye Hizmetkâr Kazım Dirik Paşa

Kazım Dirik Paşa 1926-1935 yılları arasında dokuz yıl aralıksız İzmir valiliği yapmış ve burada yaptığı hizmetlerden dolayı büyük bir üne kavuşmuştu. Hatta soyadını da bu sırada İran Şahı’nın bir sözü ile seçmişti. Kazım Paşa, uzun boylu, yapılı, endamlı ve yakışıklı bir kişiydi. Çok içten bakar ve bu içten bakışta birbiriyle çelişen sevgi, tehdit, hoşlanma, kınama hepsi belli olurdu. Mustafa Kemal’le Samsun’a çıkan heyet arasındaydı. Samsun’da bir süre kalındıktan sonra Havza’ya hareket edildi. Heyette yer alan Kazım Dirik 9.Ordu Müfettişliği’nin Kurmay Başkanı, Dr. Refik Saydam da Sıhhiye Reisi’ydi. O sırada memlekette ya (T) modeli Ford otomobilleri veya Almanlardan kalan Mercedes Benz otomobilleri vardı. Samsun’da bir tane Benz otomobil vardı. Şoför yaşlıca bir gayrimüslimdi. Mustafa Kemal şoförün yanında oturuyordu. Arkada ise Kazım Dirik, Dr. Refik Saydam ve Dr. İbrahim Tali Bey yer alıyordu. Yola çıkıldığında yağmur nedeniyle bozuk satıhta otomobil bir dönemeçte bozuldu ve bir daha çalışamayacak hale geldi. Havza'ya gidebilmek için yakın bir köye gitmek ve oradan araba tedarik etmek gerekiyordu. Mustafa Kemal, yanındakilereHavza’ya kadar yürüyebilir misiniz? diye sordu. Hep beraber yürüyüş başladı. Mustafa Kemal, yanındakilere; Size yorulmamanız için bir çare tavsiye edeceğim. Dağ Başını Duman Almış Marşını biliyor musunuz?” dedi. Kazım Dirik yıllar sonra ilk defa bu marşı Havza yollarında üstelik Mustafa Kemal’den dinlediğini itiraf edecekti ve çocuklar için oluşturduğu kamplarda bu defa kendisi öğretecekti. Bu olaydan on beş yıl sonra İran Şahı Rıza Atatürk’ün misafiri olarak Türkiye’ye 1934 yılında geldiğinde Ege gezisi sırasında İzmir Valisi Kazım Paşa ile de tanışmıştı. Şah Kazım Paşa’yı oldukça dinç ve hareketli görmüş ve yaşını sormuştu. O da altmış yaşında olduğunu söyleyince (hâlbuki o sırada elli üç yaşındaydı) Şah hayretle gülümseyerek konuştuğu Azeri Türkçesiyle Maşaallah, sen Dirik Paşademişti. O güne kadar Türkiye’de hiç kullanılmayan dirik sözcüğünü Atatürk de çok sevmiş ve Kazım Paşa’ya soyadı olarak vermişti ve Kazım Paşa, “Kazım Dirik Paşa olmuştu. Kazım Dirik, 1935 yılında İzmir Valiliği’nden Trakya Umum Müfettişliği’ne (Trakya Genel Müfettişliği) atanmıştı. Kazım Dirik Paşa’nın görev alanı içerisinde Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale illeri bulunuyordu. Trakya Genel Müfettişliği’nin merkezi Edirne idi. Kazım Paşa, Genel Müfettiş olarak Edirne’ye gitti ve tanınmış bir kişi olarak şöhretini de kullanarak Trakya bölgesinde önemli işler yaptı. Görevi başında 3 Temmuz 1941 tarihinde Edirne’de vefat etti ve vasiyeti gereği İzmir’de toprağa verildi.

Kazım Dirik, döneminin üç ünlü yöneticisinden birisiydi. Diğer ünlü yöneticiler; Dr. İbrahim Tali Öngören ve Nevzat Tandoğan’dı. Kazım Dirik, emri altına verilmiş olan maiyet memurları ve kaymakamların her türlü sıkıntıları ile ilgilenir, onların başarılı olmaları için elinden geleni yapar ve ilgisini onlardan hiç eksik etmezdi.  Kazım Dirik, çok çalışkan, daima halkla iç içe, enerjik ve halkı çok seven bir yöneticiydi. Onu ilk defa görenler, Kazım Paşa’dan çekinirler ne yapacaklarını bilemezlerdi. Hâlbuki o daima hareketli, el kol hareketleriyle halka bir şeyler anlatabilmenin sevdasındaydı ve o nedenle bu hareketleri karşıdakiler tarafından garipsenebilirdi. Ama o buna hiç aldırış etmez ve adeta kendinden geçer ve işine odaklanırdı. Kazım Dirik, gerek davranışları ve gerekse sözleri ve teklifleriyle de abartılı bir görüntü sergilerdi. Trakya Genel Müfettişliği sırasında bölgede pek çok okul, köprü, yol, çeşme, hayvan aşı istasyonları, kümesler, fenni arı kovan tesisleri, aygır istasyonları yaptırmış ve halkında bunları yapmasını teşvik etmişti. Ancak bunları yaparken sağlanacak faydaları çok abartırdı. Örneğin; yüz tavuklu bir kümesten binlerce lira para kazanılacağını, bir arı kovanından yüz, yüz yirmi kilo bal üretileceğini söyler ve bu sözlerine herkesin inanıp uymasını isterdi ve özellikle de emri altında çalışan mülki idare amirleri ve memurların… Bu görevliler Kazım Paşa’nın yüzüne bir şey diyemez ancak arkasında Şu Kazım Paşa, ömür adam. Ne tatlı palavraları var derlerdi. Kazım Dirik’in kişiliği ve ekolü bu idi.  Kazım Dirik’in kişiliği konusunda Dr. İsmail Arar 1969 yılında şunları yazmıştı: Yakınları Kazım Dirik’in canlı, neşeli, Frenklerin deyimi ile bon viveur (yaşamaya, zevkine düşkün) bir kişi olduğunu söyler ve bu görüşlerini doğrulamak için bazı hikâyeler anlatırlar.”

Kazım Dirik, büyük bir antika eşya meraklısıydı ve özellikle halı koleksiyonuna sahipti. Hatta Eski ve Yeni Türk Halıcılığı ve Cihan Halı Tipleri Panoraması” adlı bir de kitap yazmıştı. Kazım Dirik Paşa, Çanakkale’ye önemli hizmetlerde bulunmuş bir kişiydi. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri ile Osmanlı Harbiye Nezareti arasında yapılan protokol sonrasında Gelibolu, Bolayır ve Lâpseki’deki mühimmatın bölgeden çıkarılması için on beş gün müsaade alınmış ve bu süreden sonra kalacak olan mühimmatın dinamitler imha edileceği İtilaf Devletleri tarafından bildirilmişti. Bu işe Kurmay Albay Kazım Dirik memur edilmişti. Yandan çarklı Seyrüsefain İdaresi’ne (Deniz yollarına) bağlı iki vapur ve beş yüz kadar mürettebatla Gelibolu’ya gelen Kazım Dirik, köylü ve halkın gayretleriyle 115 top ve milyonlarca mermi ve mühimmat ile Lâpseki’deki 15’lik topları gemilere yükleterek tam süresi içerisinde Derince İskelesi’ne sevk etmişti. Hatta bu sırada Akbaş İskelesi’nin çürümüş olması sebebiyle denize düşen uzun menzilli İmroz topu, vapurun vinçleriyle kurtarılarak götürülmüştü. Kazım Dirik, Trakya Genel Müfettişliği görevi sırasında sık sık Çanakkale’yi ziyaret etmiş ve Çanakkale’de meyve fidanlığının kurulması ve geliştirilmesi, hayvancılık, arıcılık, at yetiştiriciliği ve kaliteli tahıl üretimi yapılması yanında göçmenlerin iskân edilmesi konularıyla yakından ilgilenmişti. Kazım Dirik, bu görevi sırasında; Gelibolu’da Süleyman Paşa Anıtı’nın yaptırılması, Saruca Paşa Türbesi’nin, Daimi Mehmet Efendi Medresesi’nin ve Kaptan-ı Derya İbrahim Bey Çeşmesi’nin onarılması ve Saruca Paşa Parkı’nın düzenlenmesini sağladı. Ayrıca Paşa, Biga ve Gelibolu Halkevlerini yaptırdı. Kazım Dirik, “Azat Obalarıadıyla ilk kez İzmir’de başlattığı sağlıklı ve gürbüz çocuk yetiştirme programını, 1936 yılı 15 Haziranından itibaren Trakya bölgesinde de hayata geçirilmişti. 15 Haziran 1936 tarihinde Trakya bölgesinde on altı yerde başlayan Azat Obalarına beş yüzden fazla çocuk getirilmişti. Bu Azat Obası yerlerinden birisi Çanakkale Erenköy’de, diğeri Evciler Köyündeydi. Erenköy’de 25 çocuk, Evciler de 30 çocuk bulunuyordu. Bunlar üç ay burada kalmışlar iyi şekilde bakılmışlar, spor yapmışlardı. El becerileri gelişmiş ve 15 Eylül’de tekrar köylerine dönmüşlerdi. Çocukların her biri bu süre içinde altı-yedi kilo almışlardı. Çanakkale’de 1936 yılında başlayan Azat Obaları ile Sağlıklı Nesiller Yetiştirme Projesi bugün Gençlik Kampı olarak tatil anlayışı ile sürdürülmektedir. Kazım Dirik, 1937 yılında Gelibolu’yu ziyaret etti. O tarihte Romanya ve Bulgaristan’dan göçmenler gelmişti. Ülkede verem, sıtma, zatürree ve zatülcenpten büyük oranda ölümler oluyordu. Bu durum göçmenler için de geçerliydi. Yöneticiler bu durumun Umum Müfettiş Kazım Dirik’e aksetmemesi için etrafını sarmıştı. Paşa’nın gelişini fırsat bilen göçmenler dertlerini kendisine arz etmek üzere kaymakamlık önüne toplanmışlardı. Kaymakam ise onları uzak tutmaya çalışıyordu. Paşa tam yemekten çıktıktan sonra uzaktan kalabalık Paşam nereye gidiyorsun? Biz perişanız, bizim derdimizi dinle!” diye seslendiler. Kazım Dirik Paşa; Gelibolu’daki yöneticilere; Bu nedir? Ben buraya sizi görmeye, yemeğinizi yemeğe değil, halkın dertlerini dinlemeye geldim” diyerek göçmenlerin sorunlarını tek tek not etti. İçişler Bakanlığı Eski Müsteşarlarından ve Danıştay Başkan Vekillerinden Osman Meriç de Kazım Paşa’nın elini uzattığı göçmenlerden biri oldu. Kimsesiz biri olan Osman Meriç, Kazım Paşa’nın huzurunda okuduğu kalkınma ile ilgili bir şiiri sonrasında Paşa, onu Trakya Talebe Yurdu’na yerleştirmek üzere Edirne’ye götürdü. Parasız yatılı sınavlarına girmesini sağladı. Lisede çalışmalarını yakından takip etti ve saha sonra Meriç, Siyasal Bilgiler Fakültesi sınavını kazandı. Kazım Dirik, 1939 yılında Biga’ya geldi. O sırada Biga Kaymakamı Fethi Tansuk’un tayini Çıldır’a çıkmıştı. Tabiî ki buna Kaymakam Tansuk üzülmüştü. Paşa, kaymakamın üzüldüğünü görünce ona Sevgili Kaymakamımdiye başlayan bir mektup yazdı ve daha evvel de birçok kişinin imkânları kısıtlı yerlere tayin edildiğini ama esas olan şeyin iyi hizmetler vermek olduğunu belirtti. Paşa’nın bu mektubu Fethi Tansuk’a büyük bir moral oldu ve onun tavsiyelerine uyarak çalışmalarını yürüten Tansuk, memuriyetinde İçişleri Bakanlığı Müsteşarlığı’na kadar yükseldi. Kazım Dirik, 3 Temmuz 1941 tarihinde hayata gözlerini yumması; Çanakkale’de de derin bir üzüntü yaratmıştı. 2.Dünya Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği bir sırada adeta Çanakkale bir koruyucusunu kaybetmişti. Kazım Dirik’in ölümü üzerine Çanakkalelilerin duyguları şöyle dile getirilmişti: Çok temiz ve parlak bir maziye malik olan Sayın General, ömrünü cidden büyük bir aşk ve heyecan ile memleket hizmetine vakfetmiş ve sarsılmaz bir azim ve iman ile çalışmış kıymetli generallerimizden ve idarecilerimdendi… İzmir’in ve Trakya’nın hemen her köşesinde eserlerine rastlanılan ve gönüllerde büyük bir sempati uyandıran bu güzide idare adamının tam bir inkılâpçı ruh ile altı yıldan beri Trakya’nın kalkınmasını istihdaf eden himmetlerini daima şükranla yâd edeceğiz. Bilhassa köy kalkınması işinde büyük bir enerji sarf eden Sayın Generalin köylüye müşfik bir baba ruhu ile inişini taze bir heyecanla anmaktan zevk duyacağız. Arkasında böyle canlı ve ölmez izler bırakarak bu fani âleme veda eden Kazım Dirik’in talihini gıpta ile karşılamak lazımdır. Ölüm hiç şüphesiz onun, toprağın hakkı olan uzviyetini alıp gitmiştir. Fakat Sayın Generalin tarihe ve kalplere mal olan manevi şahsına dokunamamıştır. İçimizde daima minnetle yaşayacak olan bu büyük ölüye, Çanakkalelilerin elem ve hürmet hislerinden örmek istediğim bu temiz demeti arz ederken, çok canlı hatıralarla meşbu bulunduğum bu kıymetli devlet adamının manevi huzurunda bir kere daha saygıyla eğilirim.”

Kazım Dirik Paşa, hala yaptıklarıyla Türk insanının kalbinde müstesna bir yere sahipti.  Onu seven halk yazdığı şiirde duygularını ölümsüzleştirmiş ve günümüze kadar taşınmasını sağlamıştı: Paşam gençlik babası, gençlik onun ülküsü / Şevkinden kuvvet alır, şehirlisi köylüsü, Ümitsizlik Paşa’nın bilmediği lehçedir. / Bir işte imkânsızlık onda geçmez akçedir. Okullar mabedidir, yollar onun sıratı / O bu yolda bulmuştur, istikbali necatı. Noksan kalmış bir okul için maiyetine, / Söz söylerken dikkat et tutuşan hiddetine. Emrederken görürsün sivil giymiş paşadır,/ O hayatı bir anda azametle yaşatır. Bir dakika sonra bak, bir köylüyü okşuyor,/ Kalbinde en yüksek bir demokrasi yaşıyor

1254 kez okundu
site ekle