YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
25 Aralık 2016 tarihinde eklendi

Çanakkale’de İşgal Yıllarında Yaşam Ve Pasaport Uygulaması

İşgal altında Çanakkale’de yaşam çok zordu. Ticaret, sağlık, haberleşme, ulaşım imkânları neredeyse yok gibiydi ve olan her şey de İngilizlerin kontrolü ile ancak yapılabiliyordu.

1918 yılı Aralık ayı başından itibaren Çanakkale’de grip salgını başlamıştı. Ayrıca humma, tifo, dizanteri ve kolera görülüyordu. Yeterli ilaç ve doktor yoktu. Ayrıca evlerin büyük kısmının yıkılmış veya harap durumdaydı. Yeterli yiyecek bulunmaması da hastaların zayıf düşmesine sebep oluyordu. Gripten ölenler oluyordu. Frengi hastalığı da ciddi boyutlardaydı. Seyyar sıhhiye memuru görevlendirilmiş olmasına rağmen kalıcı önlemler almak için 1919 yılında 200.000 kuruş (2000 lira) harcama yapılarak Çanakkale’de ilk etapta onbeş yataklı bir hastane açıldı. Hastanede Mayıs 1919’dan Şubat 1920 tarihinde kadar 144 hasta tedavi edildi.1500’e yakın hasta ücretsiz muayene edildi. 1 Mart 1920 tarihinde şimdi 18 Mart İlköğretim Okulu olan bina otuz yataklı hastane haline getirildi.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında hayvancılık büyük bir zaafa uğramıştı. Her türlü hububat, kümes hayvanı, zeytin, zeytinyağı, sebze, süt, yağ, peynir, balık ve kereste ihracatı yasaklanmıştı. Bu durum Çanakkale ekonomisine büyük darbe indirdi. Bundan bölge halkı ve tüccarlar olumsuz etkilendi. Çanakkale çevresinde Yunan işgal kuvvetleri tarafından korunan Hıristiyan tüccarlar aldıkları izinle ticaret yapmaya devam ettiler ve servetlerini arttırdılar. Bu arada Çanakkale’de olumsuz hava şartları da kendini gösterdi. 6 Şubat 1920 Cuma günü Çanakkale’de kar yağışı başladı ve şiddetlenerek devam etti. 11 Şubata kadar yağan kar Çanakkale’de yarım metre yer yer bir metreye kadar birikti. Bu durum olumsuz şartları daha da olumsuz hale getirdi.

Bu arada Çanakkale’de işgal askerlerini yaptığı taşkınlıklar ve kutlamalar da dikkat çekiciydi. Müslüman halk bunları izlemekle yetiniyordu. İngiliz askerleri 24/25 Aralık 1918 Salı/Çarşamba günü Çanakkale sahilinde, Fransızlar da 25/26 Aralık gecesi yılbaşı kutlamaları yaptılar. Yılbaşı kutlamalarında yabancı askerler havai fişek atışları ve eğlenceler düzenlediler. Hava kapalı ve soğuktu. Ertesi yıl da aynı kutlamalar ve eğlenceler gerçekleştirildi. Kutlamalara Çanakkale’nin Rum ve Ermeni halkı da katıldı. Yılbaşı kutlamaları sırasında sarhoş üç İngiliz askeri Türklerin oturdukları Yalı Caddesi’ndeki bir kahvehaneye geldiler. Türklerin başlarındaki fesleri alıp, kendi başlarına giyip kahkahalarla gülmeye başladılar. Bunu hakaret sayan Türkler, İngilizlere sert bir şekilde karşılık verdiler. Onları tekme tokat dışarı attılar. İngilizler neye uğradıklarını şaşırdılar ve kahvehaneden çıkarak Yalı Caddesi boyunca kaçmaya başladılar. Devriye gezen İngiliz askerleri kendi askerlerini kurtarmak ve Türklerin de geri çekilmesini sağlamak için rastgele ateş etmeye başladılar. Bu sırada silahsız bir jandarma erimiz şehit oldu. Çanakkale halkından bir grup münevver de 1 Ocak 1919 (Çarşamba) tarihinde Osmanlı Devleti’nin kuruluşu için bir toplantı yaptılar ve mevlit okuttular.

Çanakkale’de bir taraftan hayat devam ederken İngiliz Karadeniz Orduları Başkomutanı General Milne İstanbul’a yerleşti. General Milne, İngiliz Hükümeti’ne 4 Ocak 1919 tarihinde şu teklifte bulunmuştu: Kafkaslardan çekilmeyi, hasadı da birlikte götürmek için geciktiriyorlar. Yetki verin, İstanbul’u işgal edeyim. Çanakkale istihkâmlarını uçurayım. Türklere çok sert bir ders vermek gerekiyor.

İngilizlerin Çanakkale’de bulunan Müstahkem Mevki Komutanlığı ve topçu bataryalarını işgal etmelerine karşın Fransızlar da Kilitbahir ve civarını işgal ettiler. İtilaf Devletlerinin Çanakkale’yi işgal etmeleri şehir merkezinde de değişikliklere sebep oldu. Çanakkale Savaşları sırasında Lâpseki’ye taşınan Mutasarrıflık, Mondros Mütarekesi sonrasında tekrar Çanakkale merkeze geri geldi. Ancak Çanakkale Hükümet Konağı’nın bir bölümünün savaş sırasında tahrip olması sıkıntılara yol açtı. Yer darlığı nedeniyle bürolarda birkaç birim birlikte çalışmak zorunda kaldı. Çanakkale’de bulunan Fransız Konsolosluk binası önce 1912 depreminde peşinden de Çanakkale Savaşları sırasında hasar gördü.  İşgal sırasında Çanakkale’ye gelecek olan Fransız Konsolosu’na uygun bir bina bulunması veya Hükümet Konağı’nda kendisine yer verilmesi uzun yazışmalara neden oldu. Çanakkale Boğaz Komutanı ve Çanakkale Mutasarrıfı Vekili Albay Galatalı Şevket Bey bu konuda oldukça uzun süre İstanbul’la yazışmalar yapmak zorunda kaldı.

Yunan Kralı Konstantin’in ölümü üzerine Yunanlılar 4 Kasım 1920 tarihinde Çanakkale’de bir tören yaptılar ve bu törene Türk jandarma birliklerinin de katılmasını istediler. Türk jandarma birlikleri tüfeklerin namluları aşağıda olacak şekilde törene katılmak zorunda bırakıldılar. Bazı Türk birliklerinin de silahları toplandı.  Çanakkale Mutasarrıfı bu duruma tepki gösterdi ve İtilaf Devletleri nezdinde girişimlerde bulundu. İstanbul Hükümeti ise Çanakkale Jandarma Taburu’nun silahlarının toplanması karşısında jandarmalar tarafından olası tepkilere karşı yetkilileri uyardı ve tepki gösterilmesinin önlenmesini istedi.İşgal döneminde Çanakkale’de üç mutasarrıf görev yaptı. Bunlar; Galatalı Albay Şevket Bey, Mahmut Mahir Bey ve Vahap Bey’di. İngilizler 19 Aralık 1920 tarihinde Çanakkale’nin Hamidiye, Mecidiye, Çimenlik ve Nara istihkâm depolarındaki mühimmatın denize dökülmek suretiyle imha edilmesini istediler. İngilizler böylece Boğaz Savunma Sistemini ortadan kaldırmayı amaçladılar. Mühimmatın imha edilmesi konusunda İstanbul’dan Binbaşı Sırrı Bey ve dört subay görevlendirildi. Bir İngiliz gemisiyle Çanakkale’ye gelen Binbaşı Sırrı Bey, kırk askerle birlikte tehlikeli mühimmatın imhasını gerçekleştirdi. Çanakkale Mutasarrıfı Mahmut Mahir Bey, 6 Ocak 1921 tarihinde imha işlemlerini sona erdiğini İstanbul Hükümetine bildirdi.

Çanakkale Kasabasına Giriş ve Çıkışlar Özel Belge İle Yapılıyordu

İtilaf Devletlerinin kontrolü altında bulunan Çanakkale çevresi siperler ve tel örgülerle çevriliydi. Bölgeye giriş-çıkış için de dört nokta belirlendi. Bu geçişler 20 Eylül 1922’de üçe düşürüldü. Geçiş noktalarının birisi Erenköy yolu üzerinde, diğeri Saraycık köyü yolu üzerinde son giriş-çıkış yeri de Karacaviran Köyü yolu üzerindeydi. Ayrıca Çanakkale şehir merkezinin etrafı da yeni tel örgülerle çevrildi ve siperler kazıldı. Çanakkale İngiliz İşgal Komutanlığı yayınladığı bir bildiri ile de halkın tel örgülere yaklaşmasını yasakladı. Çanakkale giriş ve çıkışlara da sınırlama getirildi. Akşam 19.30’dan sabah 06.30 arasında kesinlikle şehre giriş veya şehirden çıkış izni yoktu. Şehre girebilmek için de Çanakkale Kontrol Bölgesi Komutanı Bolhanik’ten izin almak gerekiyordu. Bu durum İtilaf güçlerinin Çanakkale ve Boğazlar bölgesini tamamen boşalttıkları 6 Ekim 1923 tarihine kadar devam etti.

İtilaf Devletleri hem Anadolu hem de Rumeli yakasından karşıdan karşıya geçmek için işgalin başlangıcından itibaren de yöre halkı için “pasaport” uygulaması başlattılar. Bu belgeyi Eceabat’ta kaymakam ile İşgal Kuvvetleri Komutanı imzalıyordu. Bu belgenin üzerinde pasaport verilen kişinin isim ve şöhreti, babasının adı, doğum tarihi ya da yaşı, fotoğrafı yoksa kişinin dış görünüşü ve özellikleri, tabiyeti, ikamet ettiği yer (köyün ismi), nereye gideceği, hangi yolla gideceği (berren=karayolu veya bahren=denizyolu), ne kadar kalacağı belirtildikten sonra kaymakamlık mühürü ile belgeyi imzalayan komutanın ismi ve imzası ile tarih yer alıyordu. Bu belgeler en fazla bir aylık olarak veriliyordu. 

Çanakkale İngiliz İşgal Komutanı Albay Shuttlewort, 21 Eylül 1922 tarihinde halka bir bildiri yayınladı. Albay bildiride; Çanakkale’nin yerli halkı dışında olanların mevcut belirsizlik nedeniyle Çanakkale’den ayrılmak için hazır olmalarını istedi. Bildiride ortaya çıkacak olumsuzluklardan hiçbir şekilde İngilizlerin sorumlu olmadıklarının altını çizen Albay Shuttlewort, çıkacak bir çatışma sırasında sadece savunma ve idari işlerde görev yapanların Çanakkale’de kalacaklarını ve diğer tüm kişilerin Çanakkale dışına çıkarılacağına vurgu yaptı. Bildiride üzerinde ısrarla durulan nokta, tahliyenin halkın can ve mal güvenliğinin korunması için yapılacağıydı. Hatta Anadolu’nun diğer yerlerinde görülen tahliyelerde yaşanan sıkıntıların Çanakkale’de yaşanmaması için bu tedbirlerin halka biran evvel duyurulduğunun altı özellikle çizildi.

Bildirinin sonunda Çanakkale’de yaşayan her milletin temsilcilerinin olayı soğukkanlılıkla değerlendirerek Çanakkale şehrini terk etmeleri isteniyordu. Bildiriden hemen sonra Çanakkale İngiliz Jandarma Komutanı Binbaşı Haranbek, tahliye için din farkı gözetmeden her milletin temsilcilerine yardım yapılacağını açıkladı. Bildirinin yayınlanmasını müteakip Çanakkale’de yaşayan Rum, Ermeni ve Yahudi milletine mensup Çanakkaleliler İngiliz İşgal Komutanlığı’na müracaat ederek Çanakkale’nin savunması konusunda İngilizlerin aldığı tedbirleri öğrenemeye çalıştılar. Ancak verilen bilgilerden ikna olmayan Çanakkaleli Rum, Ermeni ve Yahudi milletine mensup olanların büyük çoğunluğu Çanakkale İngiliz İşgal Komutanlığı’nda aldıkları izinle Çanakkale’yi terk ettiler.

Tarihler 6 Ekim 1923’ü gösterdiğinde Çanakkale artık TBMM Hükümeti’nin kontrolünde bir şehirdi. 

3207 kez okundu
site ekle