YUKARI ÇIK

Çanakkale Travel
Çanakkale Travel
Anzac Hotel Çanakkale Turları
16 Mart 2017 tarihinde eklendi

Çanakkale Savaşı, Spor ve Sporcular

Cevat Abbas “Cepheden Meclise Büyük Önder İle 24 Yıl adıyla yayınlanan anılarında yer alan ve ilk kez Tarih Coğrafya Dünyası Dergisinin 10 Kasım 1959 tarihli sayısında Çanakkale Savaşları sırasında Avustralyalı Boksörden söz eder ve şunları yazar: Anafartalar’da kanlı taarruzlar durmuş, düşman taraflar tamamıyla siper muharebelerinden başka bir faaliyet göstermiyorlardı. (12.Tümen) cephesinden çıkarılan üç kişilik bir keşif kolumuzun Avustralyalı boksör bir esir ele geçirildiğini bildiriyordu.” Avustralyalı boksörü ele geçiren Musa Onbaşı kısa boylu zayıf ve çelimsiz birisiydi. Avustralyalı boksör ise 1.90 boyunda iri yarı, ağır cüsseli ve sağlam yapılıydı. Musa Onbaşı, kendi yeteneklerini kullanarak Avustralyalı boksörü esir edip Mustafa Kemal’e sağ olarak getirmişti. Mustafa Kemal, sorgulamasında boksöre; Avustralya neresi, Türkiye neresi? Silahla memleketimize neye geldin? Bizimle ne alıp vereceğin var? Ve muharebe insani bir şey mi, insanlık için iyi mi?” diye sormuş ve boksör kızararak “Ben sportmenim. Muharebe de bir spordur. Onun için asker yazıldım diye cevap vermişti. Aynı Avustralyalı sporcu gibi sporcu Türk gençleri de vatanın tehlikeye düştüğünü gördüklerinde hemen askere yazıldılar ve çeşitli cephelerde savaştılar.

Osmanlı İmparatorluğu’nda İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen şahsiyetlerinden Dr. Nazım Bey, öğretmen ve eğitim amacıyla İngiltere’de bulunduğu sırada futbolun toplum üzerindeki etkisini görmüş ve İkinci Meşrutiyetten sonra bu etkiyi Cemiyetin temel politikalarının uygulanmasında kullanmaya başlamıştı. Bu çerçevede 20.yüzyılın başında başta İstanbul olmak üzere ülkenin özellikle kozmopolit şehirlerinde kurulmaya başlayan spor kulüplerini İttihatçı çizgiye çekmek için çalışmıştı. İstanbul’da biri “Pazar Ligi, diğeri Cuma Ligi olmak üzere iki farklı müsabakalar yapılmaya başlanmıştı. Cuma Ligi İttihatçı düşünceyi temsil eden takımlardan oluşurken, Pazar Ligi gayrimüslim takımlar ile Müslüman-Gayrimüslim oyuncular barındıran takımlar arasında gerçekleştirilmekteydi. İttihatçılar sporun popülerliğinden yararlanmayı ihmal etmemişler ve 1913 yılından itibaren İttihat ve Terakki’nin Paramiliter Gençlik Örgütlerini kurmuşlardı. Bu bağlamda bir taraftanTürk Gücü Cemiyetikurulurken diğer taraftan 1914 yılında “Osmanlı Güç Dernekleri faaliyete geçirilmiş ve çok daha geniş bir gençlik kitlesini askeri bir disiplin altında teşkilatlandırmayı başarmıştı. İttihat ve Terakki Cemiyeti toplumsal, kültürel ve ekonomik alandaki çalışmaları arasında yer alan ve görünüşte siyaset dışı faaliyetlerden birisi gibi görünen ama gerçekte siyasal amaca ulaşmanın bir aracı gibi görünen faaliyet alanı spordu. Bu alanda Türk Gücü gibi spor kulüpleri kurulmasını amaçlamıştı. İttihat ve Terakki bir gençlik örgütü oluşturmak amacıyla planladığı Türk Gücü Cemiyeti’nin kuruluş tarihi Haziran 1913’tü. Kurucuları ve ilk yönetim kurulu Miralay Cemal Bey (Cemal Paşa), Atıf Bey (Mülkiye Mezunu), Falih Rıfkı (Atay) Bey, Dr. Tevfik Rüştü (Aras) Bey, Ethem Nejat Bey (Manastır Öğretmen Okulu Eski Müdürü), Basri Bey (Nancy Ziraat Mektebi Mezunu), Kuzucuoğlu Tahsin Bey (Makine Mühendisi)’di. Cemiyet, İttihat ve Terakki’nin gençlik örgütüydü. Türkgücü Cemiyeti’nin en önemli faaliyeti Spor Kulübü’ydü ve kulübün üç çeşit üyesi vardı. Birinci üyeler;faal üyelerdi. Bunlar sporun herhangi bir branşıyla uğraşanlar veya idareciler, ikinci grup üyeler; fahri üyelerdi. Fahri üyeler sporla bir fiil meşgul olmayan ancak gençlerin spor sayesinde gelişmesine yardımcı olanlardı. Üçüncü grup üyeler ise kuruculardı. Bunlar kulübü kuranlar, bir şubede beş yıl başarı gösterenler ve kulübün kuruluşundan beri 50 lira para yardımı yapanlardı. Türkgücü Spor Kulübü, bir spor ve izcilik kuruluşuydu. Amacı “Türk gibi kuvvetli atasözüne beden eğitimi yoluyla yeniden geçerlilik kazandırmaktı. Çanakkale’de de bir Türkgücü Kulübü kurulmuştu. Çanakkale Türkgücü Kulübü’nün gelirleri; Çanakkale şehir gelirlerinden alınacak paylar, müsamere, balo, piyango, partinin yapacağı yardımlar ve neşriyat gelirleriydi. 15 Mayıs 1914’te kurulan Osmanlı Güç Dernekleri’nin kuruluş yeri Osmanlı Harbiye Nezareti’ydi. Kurucu ve ilk yönetici kurulu (Büyük Orta Koldaşları) Başbuğ Harbiye Nazırı Enver Paşa, Dr. Nazım, Eyüp Sabri, Atıf (Burdur Mebusu), Sudi (Lazistan Mebusu), Dr. Rusuhi ve Ziya Gökalp Beylerdi.  Osmanlı Güç Dernekleri, ülkenin her türlü resmi veya özel tüm okullarında kurulması kararlaştırılmıştı. Ayrıca okula gidemeyen gençleri de bünyesinde toplamak üzere Genç ve Dinç Dernekleri adı altında örgütlemiş ve bu dernekler kısa sürede tüm Osmanlı topraklarında kurulmuştu. Selim Sırrı (Tarcan) Bey’in girişimleriyle Dağ Başını Duman Almış marşı bu derneklerin resmi marşı haline gelmişti. İttihat ve Terakki Cemiyeti, tamamen Türklerden oluşan popüler bir spor kulübü oluşturmak istemiş ve bu amaçla Galatasaray ve Fenerbahçe’yi gözün kestirmişti. Ancak bunda başarılı olamamıştı. Bunun üzerine Progres (Terakki) ve Union (İttihad) isimleriyle kurulmuş ve faaliyet göstermekte olan bir kulüp, Ziya Gökalp’in önerisiyle Altınordu ismini almış ve Talat Paşa tarafından En fazla müsaadeye mazhar kulüp haline getirilmişti. İstanbul dışında ise Müdafaa-i Milliye” ve “Türk Ocaklarıtarafından yönetilen pek çok spor kulüpleri faaliyete geçirilmişti. Bunların genel olarak isimleri “İdman Ocağı veya İdman Yurdu isimlerini almıştı. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İttihat ve Terakki tarafında oluşturulan bu gençlik örgütleri ve kulüplerine katılmış gençler, gönüllü olarak savaşa katılmak üzere askerlik dairelerine veya şubelerine müracaat etmişlerdi. Bugün ismini hiç bilmediğimiz veya unuttuğumuz Anadolu’nun birçok yerinde kurulmuş olan İdman Ocağı veya İdman Yurdu adını taşıyan kulüplerde görev yapmış pek çok sporcu genç Birinci Dünya Savaşı’nın çeşitli cephelerinde hayatını kaybetmişti. İttihat ve Terakki’nin oluşturduğu yukarıda belirtilen sistem çerçevesinde kurulan kulüpler, savaş sonrasında cemiyetin dağılması sonrasında tarih sahnesindeki yerlerini almışlardı. Ancak 30 Ekim 1918’den sonra da Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray Kulüpleri İstanbul’da faaliyetlerine devam etmişlerdi. O neden bugün şehit olan sporculardan söz edildiğinde bu kulüplere mensup sporcuların isimleri hatırlanırken, diğer kulüpler kapandığı için onların isimleri maalesef hiç bilinmemektedir. Hâlbuki diğer idman ocakları ve diğer Türkgücü Spor gibi kulüplerin sporcularının akıbetleri meçhuldür. 6 Kasım 1919 tarihinden itibaren on beş günde bir yayınlanan ve imtiyaz sahibi Çelebizade Sait Tevfik Bey olan Spor Âlemi isimli mecmuada Şehit İdmancılar başlığı ile her sayıda şehit olan sporcular hakkında yazılar yer almaktadır. Örneğin ilk sayısında Şehit Arif Beyin hayatı anlatılırken, ikinci sayısında Zayi Ettiğimiz İdmancılar” başlığı altında “Galip Hasnun Bey” ele alınmaktadır. Şehit futbolcu Galip Hasnun için dergide şunlar yer almaktadır: “İstanbul’daki idmancıların en nezihi ve en kıymetlisi olan bu zavallı arkadaşımız meş’um harbin zavallılıkları içinde mahvoldu. Beş-altı sene kadar evvel Kadıköy sahasının ortasına kırmızı sarı formasıyla çıktığı zaman kulübünün mensupları ve taraftarları bu simayı halka teşyi ederek şen simasını görmeye çabalardı… Fakat seneler geçti. Herkes döndü. O dönmedi.”

Aynı dergi mühendis olan Arif Bey için şunları yazmaktadır: “Fenerbahçe Kulübü’nün en necip siması ve idman âleminin en kıymetli oyuncusu Mühendis Arif Bey… öldü. Ve bir daha gelmedi. Arkadaşları arasında gelen telgraf birkaç gün evvel vedalaşan simayı hatırlayarak pek müteessir oldular… Ertesi akşam sevdiği kulübünün salonunda arkadaşları tarafından bir hazırlık başlıyordu. Biraz sonra gecenin zilleti arasında… salonun kenarında Allah, Muhammet sedaları yükselmeye başladı. Yalnız kendi arkadaşları değil, hemen bütün idmancıları toplayan bu ismin hayali gözleri de malulleştirdi.”  Barışın simgesi olan sporu vatan tehlikeye düşünce Muharebe de bir spordur. Onun için asker yazıldım” düşüncesiyle cepheye koşan ve pek çoğunun isimlerini hatırlamadığımız gençleri; Fenerbahçeli Mühendis Arif, Zeki, Hüsnü, Neşet, Beşiktaşlı Kaptan Kazım, Rıdvan, Galatasaraylı Hasnun Galip, Kaleci Hamdi, Celal, Neşet, Refik Ata, Cemil ve Nazmi’nin şahsında minnet ve şükranla anıyoruz. Az da olsa vatanın tehlikede olduğunu unutanlar da olmuştu. Dönemin üç liderinden biri olan Talat Paşa’nın koruması altında bulunan En fazla müsaadeye mazhar” kulübe geçerek savaşa katılmayan Refik Osman (Top) anılarında bu konuda şöyle yazmaktadır: Meşin top bizi şeker, ekmek derdinden nispeten kurtardı. Başka çare yoktu. Öyle bir devirdi ki, gemisini kurtaran kaptan...  İyi ki, Nuri ile birlikte (bu kulübe) gelmiştim. Allah’a şükürler olsun, evin kileri hiç boş kalmıyor. Hele yağların nefaseti adamı sırtüstü yere yatırır. Bu anıyı değerlendiren bir yazar yıllar sonra şöyle yazacaktı: “Bazıları böyle kilerini, çıkarını, şekerini düşünürken, üç büyük kulübümüz Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş; cephelerde şehit üstüne şehit veriyordu.  Üstelik sağ kalıp geri dönenlere de, hiçbir ayrıcalık yoktu.  Onlar toplumdan ve kulüplerinden gördükleri saygıyı, en büyük nimet olarak bellemişlerdi. Vatan selamete çıksın, onlara yeterdi...  Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş, durup dururken, “Üç büyük kulüp” olmadı.

Balkan Savaşları, Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşı’na katılan, yaralanan ve şehit düşen sporcuların isimleri şöyledir: Beşiktaş’tan şehit olanlar; Kâzım Bey (koşucu, zabit vekili), Âsım Bey (futbolcu, zabit vekili) ve Ali Bey (futbolcu, gönüllü asker)’di. Silâhaltında bulunanlar ise; Muallim Kenan Bey (boks ve güreş muallimi), Ahmet Fetgeri Bey (terbiye-i bedeniye muallimi), Alâaddin Bey (mübazir ve musâri – zabit vekili), Mehmet Bey (futbolcu, gönüllü asker), Fuad Bey (futbolcu ve güreşçi), Resul Bey (kaleci ve atlayıcı, baytar), Sabri Bey (futbolcu, tabib muavini), Genç Mehmet Bey (atlayıcı, askeri tâir (uçucu), Cemâl Efendi (mukavemet koşucusu, zabit namzeti), Cevdet Efendi (futbolcu ve koşucu), Aziz Efendi (hokeyci, topçu küçük zabiti), İzzet Efendi (irtifa atlayıcı, bahriye efradından) ve Hikmet Bey (ağırlık atar, atletik müsabakalarda muvaffak olur, bahriye efradından)’di.

Galatasaray’dan şehit olanlar; Abdurrahman Robenson Bey (umumi kaptan ve izcilerin oymak beyi, mülazım-ı sâni), Hasnûn Gâlib Bey (futbol ve hokey ikinci kaptanı, zabit vekili), Neşet Bey (hokey kaptanı, zabit vekili), Hâlid Fuad Bey (Müşir Fuad Paşazâde) (ikinci takımda futbolcu, zabit vekili), Mehmet Ali Bey (Enver Paşazâde) (futbolcu), Refik Ata Bey (futbolcu), Cemil Bey (futbolcu), Hasib Bey ((Ali Paşazâde) ve Nazmi Bey (futbolcu)’di. Galatasaray’dan savaşta yararlanan sporcular ise; Yusuf Ziya Bey (birinci futbol takımı iç muhacimi, zabit vekili), Yakub Robenson Bey (futbolcu, asker) ve Feyzi Robenson Bey (futbolcu, askeri tâir (uçucu)’di Galatasaray’dan silâhaltında bulunanlar; Celâl Bey (birinci futbol takımı merkez muhacimi, zabit vekili), Kemâl Niyazi Bey (kotra kaptanı, topçu), Ahmed Robenson Bey (sandal ve halat takımları kaptanı ve birinci futbol takımı kalecisi, zabit), Kenan Bey (boks ve güreş kısmı kaptanı), Emin Bülend Bey (futbol birinci takım sabık kaptanı ve sol açık muhacimi), Emil Oberle Bey (futbol muallimi ve birinci takım merkez muhacimi, ağır topçu çavuşu), Ahmed Adnan Bey (birinci futbol ve hokey takımlarından müdafi, maiyet-i seniyye bölüğünde), Ahmed Cevat Bey (birinci futbol ve hokey takımlarından müdafi, ağır topçu zabiti), Sedat Bey (birinci futbol takımı sol muavini), Hüseyin Bey (birinci futbol takımı sağ muavinive hokey takımı müdafi), Cevat Bey (birinci futbol takımı sağ müdafi), İbrahim Bey (birinci futbol takımı sağ müdafi ve hokey birinci takımı muhacimi), Jozef (Joseph) Oberle Bey (birinci futbol takımı sağ muhacimi, Alman ordusunda gönüllü), Nasreddin Bey (birinci futbol takımı açık muhacimi), Vehbi Bey (birinci futbol takımı sağ muavini), Sitar Bey (birinci futbol takımı muhacimi), Behçet Bey (birinci futbol takımı müdafi), Naki Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Edip Bey (ikinci futbol takımından, mülazım sâni), Avni Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Ahmet Ali Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Ahmet Muhtar Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Ömer Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Muammer Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Ferid Bey (ikinci futbol takımından, zabit vekili), Âsım Bey (heyet-i idare a’zâsından ve ilk teşekkül eden takım kalecisi), Mahir Sâfi Bey (sandal takımı hamlecisi, Harbiye Nezareti otomobil parkı kumandanı), Âkif Sâfi Bey (sandal takımından), Ârif Bey (sandal ve ikinci futbol takımından), Selim Bey (yelkencilik kaptan muavinlerinden), Hüsameddin Bey (filika takımından), Emin Bey (filika takımından), İsmet Bey (paten ve çayır hokey takımları kaleci ve sol açık muhacimi), Sıdkı Bey (çayırda birinci hokey takımı kalecisi), Kemâl Bey (halat ve filika takımlarından), Şükrü Bey (İstanbul sürat ve uzun atlama birincisi), Adnan Bey (izci takımından), Osman Kenan Bey (izci takım başlarından), Müfid Bey (izci takımından), Kâzım Bey (izci takımından), Neyir Bey (boks takımından), Cemâl Bey (futbol), Cemâl Hüseyin Bey ve İsmail Bey’di.

Fenerbahçe’den şehit olanlar ve silâhaltında bulunanlar; Gâlib Bey (birinci futbol takımı kaptanı),Yahya Bey (mecruh ve taht-ı tedavide), Kemâl Bey (şehit), Nüzhet Bey (birinci futbol timi azasından), Said Bey (birinci futbol timi azasından), Zeki Bey (ihtiyat zabitlerinden), Sâfi Bey (ihtiyat zabitlerinden), Hâfid Bey (zabit namzedi), Cemî Bey, Nuri Bey (birinci futbol timi azasından), Sadık Bey (birinci futbol timi azasından), Rüşdü Bey (kotra ve denizcilik şubesinden), Osman Bey (futbol ikinci timi azasından), Fahri Bey (sandal ve deniz şubesinden), Sezai Bey, Burhaneddin Bey, Hulki Bey (deniz ve sandal şubesinden), Ömer Bey (süvari mülazım-ı sâni (İhtiyat), Garî Bey (futbol birinci timi azasından), Afif Bey (zabit namzeti), Bedri Bey (zabit namzeti), Hâfid Bey (zabit namzeti), Ferik Bey (zabit namzeti), Kemâl Bey (zabit namzeti), Emin Bey (zabit namzeti), Zeki Bey (mecruh ve taht-ı tedavide), Nebil Bey, Vasıf Bey, Şevki Bey, Servet Bey, Kenan Bey, Sabri Bey (birinci futbol timi azasından), İsmail Bey, Ata Bey, Rauf Bey, Şakir Bey (ihtiyat Zabit Vekili), Vehbi Bey (Müftüzade, futbol birinci timi azasından), Ârif Bey (futbol birinci timi azasından (askeri mühendis), Nureddin Bey (şehit), Mehmed Bey (mülazım-ı Sâni), Nureddin Bey, Cemâl Bey, Wilhelm Kohlhammer (birinci tim azasından (Almanya’da asker), Mehmed Nasuhi Bey (ikinci tim azasından, ihtiyat zabitlerinden), Edhem Bey (ikinci tim azasından, ihtiyat zabitlerinden), Manço Salahaddin Bey, Süreyya Mithat Bey (birinci tim azasından), Mustafa Behçet Bey (mecruh ve taht-ı tedavide), Müfid Bey (ihtiyat zabit namzedi), Sami Bey (ihtiyat zabit namzedi) ve Mithat Bey’di

Anadolu Kulübü’nden silâhaltında bulunanlar; Kemâl Bey (orta muhacim, zabit), Raif Bey (müdafi, zabit), Efhem Bey (muavin, zabit), İlhami Bey (kaleci, zabit), Nasuhi Bey (muhacim, zabit vekili), Macid Bey (muhacim, zabit vekili), Hüseyin Bey (muavin, zabit vekili), Hâlid Bey (muhacim, zabit vekili), Şevket Bey (muavin, eczacı mülazımı), Azmi Bey (müdafi, tabib muavini), Sadullah Bey (muavin, çavuş), Hüsnü Bey (muavin, zabit namzedi), Kemâl Bey (muhacim, zabit vekili), Salahaddin Bey (muavin, bölük emini), İbrahim Bey (muavin, zabit vekili), Mehmet Bey (muavin, zabit vekili), Cevat Bey (muavin, askeri tair), Yusuf Kenan Bey (müdafi, zabit), Mısırlı Yusuf Bey (muhacim, zabit), İbrahim Zemçi Bey (muavin, nefer), Hayrettin Bey (muavin, Hilâl-i Ahmer’de), Rasim Bey (muhacim, zabit), Mehmet Ali Bey (muavin, zabit), Hakkı Bey (muavin, yazıcı çavuş), Ali Osman Bey (muavin, zabit vekili), Remzi Bey (muhacim, zabit), Şemsi Bey (kaleci, küçük zabit), Kadıköylü Hasan Bey (orta muavin, askeri şoför), Saadettin Bey (kaleci, zabit namzedi), Raif Bey (muavin, zabit namzedi), Kâzım Bey (muavin, zabit), Fazıl Kani Bey (muavin, zabit vekili), Eşref Bey (kaleci, zabit vekili) ve Mazhar Bey (kaleci, zabit vekili)’di.

Türk İdman Ocağı’ndan, Mehmet Sedat Bey (ocağın fahri doktoru ve reis-i sabıkı) şehit oldu. Türk İdman Ocağı’ndan silâhaltına alınan sporcular ise; İbrahim Bey (ihtiyat zabiti namzeti, terbiye-i bedeniyye takımından), Mehmet Fuat Bey (baytar, futbol takımından muhacim), Fahri Bey (baytar, zabit vekili, futbol takımından muhacim), Burhan Bey (ihtiyat zabiti namzeti, futbol takımından muhacim), Hulûsi Bey (ihtiyat zabiti namzeti, futbol takımından merkez müdafi, kaptan), Vefik Bey (ihtiyat zabiti namzeti, futbol takımından muavin), Nureddin Bey (ihtiyat zabiti namzeti, futbol takımından müdafi), Suat Bey (ihtiyat zabiti namzeti, futbol takımından muhacim), Nuri Bey (ihtiyat zabiti namzeti, terbiye-i bedeniyye takımından, Saim Bey (asker, terbiye-i bedeniyye takımından), Şerafeddin Bey (asker, terbiye-i bedeniyye takımından), Hayri Bey (asker, futbol takımından muavin), Vâhid Bey (asker, terbiye-i bedeniyye takımından), Abdullah Bey (asker, futbol takımından muhacim) ve Muzaffer Bey (asker, futbol takımında muavin)’di.

Çanakkale Savaşları’nın yüzikinci yılında ebediyete intikal etmiş tüm sporcularımızı şükran ve rahmetle anıyorum.

1049 kez okundu
site ekle